Renkli Sevgiler

İnsanlar sevgililerini görebilmek için çatılarda, balkonlarda beklermiş o zamanlar. Gören, duyan olur diye sakınırlarmış her şeyden. Sevgi renkliymiş. Yavaş yavaş yaşıyorlarmış duygularını. Birbirlerini tüketmeden, tadını çıkartarak…

Mektup diye bir şey varmış.  Uzun uzun düşünüp, kısa kısa yazmışlar. Komşunun kızıyla yahut bakkalın çırağıyla göndermişler ucuz bir derginin arasında. Karşılığında alacakları tek şeyin, bir güzel bakış olduğunu bilerek.

Kemikleri kırılana kadar dövülmüşler, ağlamışlar. Vazgeçmemişler aşklarından. Yememişler, içmemişler. Tırnaklarıyla kazıyarak bulmuşlar en derinlerdeki saf duyguları.
 

Güneş veda ettikten sonra şehrin silüetine, uzun geceler başlarmış. Birbirlerinin pencerelerine küçük taşlar atarlarmış, yanan küçük kandilin ışığında biraz olsun görebilmek için gül yüzlerini.

Sevişmenin, hasretin, alev alev yanmanın hakkını vermişler.. Sonuna kadar yaşamışlar. En dibine kadar vurmuşlar bu güzel duyguların. Ne fazla ne de eksik…

Reklamlar