Kibrit Çöpünden Pencerelerim

Orası bizim evimiz olacaktı. Kibrit çöpünden pencerelerin, peçeteden perdeleri vardı. Tek kişilik kapılarını, kirli duvarlarından kesmiştim makasla. Yatağımız yoktu, yorganımız yoktu. Kırmızı çatısında duman tüten bacası vardı, küçük bir göl kıyısında , minik bir sandala sahip iskelesi de…
Çok uzaklarda olacaktı ama. Kimsenin ulaşamayacağı kadar.
Sadece biz vardık, birde küçük sandalımız ve kibrit çöpünden pencerelerimiz.
Dolunay doğacaktı üzerimize, biz onun yansımalarını izleyecektik, paçalarımız sıvayıp, ayaklarımızı suya sarkıtmışken. Parlak bir yıldız kayacaktı tam o anda ve biz bir dilek tutacaktık. Sadece ikimiz…

Ve ben, şimdi fark ediyorum ki.
İlk aşkımı, küp şeker kutularından kulübeler yaparken bulmuşum.
Hep o kulübelerin, özlemiyle tutuşmuşum.

Reklamlar