Keşke Hiç Büyümeseydik

Hakkında ne kadar çok konuşursan o kadar taze kalıyor anılar. ”Daha dün gibiydi sanki” diyorsun kendi kendine. Hiç bahsetmezsen, gömülüyor maziye. ‘Eski’ oluyor adı. Eskiyor artık her şey. Canını fazla acıtamıyor. Uzanamıyor hislerine, sararmış albümlerin arasına sıkışmış fotoğraflar.

– ”Ne güzel saçları varmış” diye düşünürken içinden, parmaklarını fark ettirmeden gezdiriyorsun fotoğrafın saçlarında. Küçük bir sızı sadece, o kadar işte. Soğuk çünkü. Çünkü saçlarındaki temiz sabun kokusunu hissedemiyorsun.

Yeni kıyafetlerini yastığın kenarına katlayıp uyumadan bayram sabahını beklediğin geceler de yaşanmıyor artık. Çalıyorlar senden hayallerini. Lunaparklarda gezindiğin, pamuk şekerin sınırsız olduğu tatlı rüyalar terk ediyor uykularını. Onların yerini soğuk sularda boğulduğun, kemiklerinin çatır çatır kırıldığı kâbuslar alıyor. Her geçen gün içtiğin kahve biraz daha sertleşiyor, tatsızlaşıyor. Hayatı bir avuç samandan farksız yaşamaya başlıyorsun.

İyiydi öyle, keşke hiç…  Keşke hiç büyümeseydik.

Reklamlar